Perpa Gündem Gazetesi |
Ağustos 2007 |
|---|
Perpa Gündem Gazetesi Perpa Sanayici ve İş Adamları Derneği yayın organıdır. • Yıl 8 • Sayı 67 • Ağustos 2007 www.perpagazetesi.net |
|---|
Seçimi PERPA Kazandı |
Perpa'nın Gündemi / Aydın Doruk
Perpa Gündem gazetesi elinizdeki gazeteyle beraber 67. sayıya ulaştı. Gündem, dönem dönem aksamalar olsada 8 yıldır yayınlanmaya devam ediyor. Gündem’in yayın politikası tamamen Perpa’nın gelişimine odaklanmış durumda. 8 yıldır Perpa’da her dükkana dağıtılan gazetemiz, son aylarda Perpa dışında 300 ayrı noktaya da ulaşmaya başladı. Perpa dışında ulaştığımız noktaları önümüzdeki sayılarda 2000’e çıkarmayı planlıyoruz. Amacımız, sadece Perpa içi bir iletişim kaynağı olmak değil, Perpa’yı dışarıda da tanıtmak ve doğrudan Perpa’ya müşteri taşımak. Yönetimlerin ve Perpalı sivil toplum örgütlerinin yaptıkları sosyal etkinliklerde Perpa’nın tanıtımında önemli bir işlev görüyor. Siyasi partilerin Perpa’yı ziyaretlerinin tam bir halkla ilişkiler organizasyonuna dönüştürülmesi, Perpa’nın hem gelen ziyaretçiler açısından, hemde medya açısından ciddi olarak tanıtılmasını sağladı. Perpa A Blok yönetiminin destek verdiği, Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesinin organize ettiği hidrojenle çalışan otomobil projeside Perpa’nın tanıtımna büyük katkı sağladı. Hidra’ nın basın toplantısına onlarca medya kuruluşu katılarak haber yaptılar. Gündem Gazetesi olarak internettede atılım yapma uğraşı içindeyiz. Gündem gazetesinin tüm sayılarına www.persiad.org sitesinden erşebilirsiniz. Ayrıca Gündem gazetesinde çıkan reklamlarınız, www.persiad.org sitesinde yayınlandığı gibi Perpa’nın arama motoru www.perpa online.com sitesinde de yayınlanıyor. Piyasalar / Bahattin SÖNMEZ
22 Temmuz 2007 seçimleri iktidar partisinin üstünlüğü ile sonuçlandı. Enflasyonda, para ve sermaye piyasası fiyatlarındaki istikrar, seçmen tarafından iktidar partisinin icraat ve tutumunun neticesi olarak görüldü ve ödüllendirildi. Cumhurbaşkanlığı seçimi süreci, alternatif partilerin halka yakın duramamaları v.b birçok etken sözkosusu olmuştur. Bundan sonraki dönemde neler olabilir? Türkiye ekonomisinin ve para ve sermaye piyasalarının küresel sermayenin etki alanında yön bulduğu gerçeğini en üst noktaya koymak gerekir. Artık piyasalarda olumlu- olumsuz gelişmelerin başlama ve bitme noktasını küresel sermaye ve küresel likidite hareketleri belirlemekte. Bu noktadan bakarsak en azından 2007 yılı için küresel bir kriz beklentisinin olmadığını söyleyebiliriz. Ancak orta ve uzun dönem için son yıllarda dünya ekonomisinin bir hareketli döneme girme ihtimalinden fazlaca bahsedilmeye başlandı. Başlangıcının 2008 yılı içi olacak diyenler yok değil. Bir büyük dünya devi bankanın başkanı son yıllardaki olumlu piyasa hareketlerinin geleceği ile ilgili “ müzik çaldığı müddetçe dans devam eder” şeklinde özetlediğini görüyoruz. Gerçekten de başta dünya borsaları olmak üzere, kıymetli metal, maden fiyatları ekonomilerdeki canlılığın bir sonucu olarak aldı başını gidiyor. Dünyada enflasyonist baskıları kırmak adına ciddi faiz oranları artışları yapılıyor. Son yıl içinde ABD de “subprime mortgage” kredilerinde çok büyük sıkıntı var. Düşük gelirlilere kullandırılan yüksek faizli konut kredileri olarak tanımlanan mortgage kredileri veren şirketlerden bazıları çok zor durumdalar; hata batanları kurtarma çareleri arayışı var. Bu piyasadaki çöküş tüm dünyada büyük çöküş ve batakları tetikleyeceği korkusu var. ABD ekonomisi zaten yıllık 500 milyar doların üzerinde cari açık ve dış ticaret açığı veren bir yapıya sahip. Bu yapısal durumun devam edebilmesi noktasında tereddütler çok fazla. ABD dolarındaki aşırı düşüş hali dahi ABD ekonomisinin cari açık sorununa bir merhem olamıyor. Tekrar iç piyasalara bakacak olursak, son yıllarda TL’nin aşırı değerliliği, küçük ve orta boy ihracatçıları yakmaya devam ediyor. Piyasaların istikrarı adına Merkez Bankası gecelik faiz oranını hala %17,5 ‘de tutuyor. Dünyada %10’un üzerinde faiz oranı var olan tek ülke Türkiye. Sıcak para sahipleri dolar bazında yıllık %30-40 mertebelerinde getiri temin etme hedeflerini gerçekleştirebileceklerine inanıyorlar. Türkiye’de uygulanan “yüksek faiz düşük kur politikası” na o denli güveniyor ki sıcak para sahipleri Türkiye’ye yeni girişler yapmaktan da hiç korkmuyorlar. Son dört yıl içinde sıcak para sahipleri dolar bazında %30’un üzerinde getiri temi etmiş durumdalar. Gelişmiş ülkelerde yıllık %1-2 mertebelerinde reel getiri sağlayabilen yabancı fonlar, getiri oranlarını Türkiye sayesinde yükseltebiliyorlar. Bu kısır döngünün sonuçları kamu maliyesinin üzerine yük olarak biniyor. Kamunun iç ve dış borç stoku 300 Milyar doları aştı. Kamu hafta da 1 Milyar dolar faiz ödüyor. İki haftalık faize Petkim satılıyor. Daha geride 50 haftanın faiz yükü ve anapara borç stoku devam ediyor. Çok yüksek reel faiz veren kamu; borç stokunu azaltmak bir yana önümüzdeki yıllarda tekrar borcun çevrilemeyeceği yorumları ile karşı karşıya kalabilir. Ocak -haziran 2007 dönemi kamu bütçe gerçekleşmesinde faiz ödemesi ve sosyal güvenlik kurumlarına yapılan transferlerin toplamı 43 Milyar YTL; bu tutar vergi gelirlerinin %61’i. Kamu maliyesinde 2007 yılında çok ciddi bozulma süreci başladı. Önümüzdeki dönemde kamu kaynak arayışına girip herkesin kapısını yeniden çalarsa şaşmamak gerekir. Yeni dönemde 2007 yılının kalan bölümü için bakarsak, kamunun temel dengelerindeki bozukluğa rağmen para ve sermaye piyasalarında istikrar dönemi olma olasılığı yüksek. Küresel sermayeyi yöneten fonların yorumları da böyle. TL’nin aşırı değerliliği söz konusu olmakla beraber kurlarda düzeltme hareketi gecikebilir. İşletmeler kur riskinden uzak ancak esas faaliyet karı edebilir, denge hali yaratarak yollarına devam etmesinde fayda var. Bireysel yatırımcılar için TL ‘den özellikle mevduat ve kamu kağıtları üzerinden daha büyük dönemsel getiri elde etme fırsatı var. Girişimcilik / Subegüm Bulut Girişimcilik Miti’nde hep vurguladığımız şey, iş kuranların gerçek girişimciler olmayıp bir an-lık girişimcilik hevesine kapılmış teknisyenler olduğudur. Teknisyen yani diğer deyişle memur ne ya-par? Sadece yapar. Peki, girişimci ne yapar? Aslında en önemli özelliği hayal kurmasıdır, gelecekte yaşar. Ama elbette başka bariz özellikleri de vardır. İşte bu makalenin konusu da bu. Okurken kendinizi şöyle bir alıcı gözle değerlendirin. Kimin borusu ötüyor, içinizdeki girişimcinin mi, yoksa teknisyenin mi? Girişimcilerin başlıca özelliklerinden biri, rahatlık bölgesinin dışında yaşamaktır. Girişimcilerin iç motivasyonu yüksektir. Yapılması gereken şeyi belirler ve hemen eyleme geçer. Girişimci tam bir eylem insanıdır, teknisyenler ise tam tersine atalet içindedir. Rutin işleri yapmaya alışkındır. Fark yaratacak yenilikleri hayata geçirmeye değil, süregelen işleri devam ettirmeye alışkındır. Statükoyu korumak ister, değişime direnir. Günlük işlerden başınızı alıp da ne zamandır ziyaret etmeniz gereken müşterinizi ihmal mi ediyorsunuz? Yoksa yoğunluktan bir türlü nakit planlaması yapmaya fırsat mı bulamadınız? Her zamanki işlerle yoğun olmaktan şikâyetçi iseniz bir daha düşünün. Bu şekilde işletmeniz ilerleyemez. Bunu siz de biliyorsunuz ama işte bir türlü rutinin dışına çıkamıyorsunuz. Aha! Yakalandınız! İçinizdeki teknisyen maalesef içinizdeki girişimciyi bastırmış. Rahatlık bölgenizden çıkmak için ne yapabilirsiniz? Doğruyu söylemek gerekirse, bu bir insanı en çok zorlayan konulardan biridir. Ünlü kişisel gelişim gurusu Anthony Robbins bir kitabında şöyle der: İnsan doğası acıdan kaçar, zevke koşar. Yani yaptığımız her şeyin mutlaka bir sebebi vardır, bir ihtiyacı karşılar. Belli bir konuda rahatlık bölgenizden çıkmak için sizi orada tutan gerçek sebebi keşfetmekle başlamanızı öneririm. Burada biraz dedektiflik yapmanız gerekiyor. Diyelim ki, oturup nakit planlaması yapmanız gerektiğini biliyorsunuz ama bir türlü zaman ayırmıyorsunuz. Aslında gerçek sebebin zamansızlık olmadığını biliyorsunuz. Herkesin 24 saati var, sorun bu konuya öncelik vermemeniz. Peki neden? Acaba içten içe bir şey değişmeyeceğine mi inanıyorsunuz? Ya da belki nereden başlayacağınızı bilemiyorsunuz. Yoksa rakamları hiç sevmiyor musunuz? (Acıdan kaçış) Gerçek sebebe ulaşmak için yapılacak en iyi şey bol soru sormaktır. Onu bir kere belirlediğinizde onu nasıl aşacağınızı belirlemek de kolaylaşır. Girişimciler dışa dönük insanlardır. İnsanlarla birlikte olmayı severler, bu sebeple de fırsatlara her zaman daha yakındırlar. İlişki inşa etmek önemli özelliklerindendir. Çoğu zaman da iyi satıcılardır. Eh ticaretin de en temel amacı satış yapıp para kazanmak olduğuna göre, işletmesine kaynakları çekmek üzere bağlantı kurmak girişimcilerin karakteridir. Teknisyen ise, özellikle de belli bir teknik konuda uzman olan muhasebeci, mühendis gibi teknisyenler daha içlerine dönüktürler. Dışarıdan bir şeyler beklemeyi yeğlerler. Birçok iş sahibinin, müşterilerin kendilerine gelmesine alışkın olmaları ve rekabetin artmasıyla işlerin azalmasına seyirci kalmaları bundandır. İşe birini aldıklarında, onun kırk yıllık çalışan gibi hemen yüksek performans göstermesini beklemeleri de bundandır. Teknisyenimiz yine iş başında! Bir önceki paragrafta söylediğim gibi, insan sevmediği şeylerden kaçar, sevdiği şeyleri yapmaktan da kendini alıkoyamaz. Zaten bunun içindir ki, başarılı olanlarla başarısızları ayıran en temel noktalardan biri, başarılı insanların sevmedikleri şeyleri de yapmanın bir yolunu bulmuş olmalarıdır. Bu içsel disiplin gerçek girişimcilerin de sahip olduğu şeydir. Sakın yanlış anlaşılmasın, çok başarılı teknisyen de olunabilir. Eğer istediğiniz buysa… Ama ben bu makaleyi işletmenizi ileri götürmek istediğinizi varsayarak yazdım. Ana fikir şu ki: Hayatınızda sizin için önemli olan şeylerin gerçekten farkında olmak. Bunu bildiğinizde şu anki günlük aktivitelerinizin size hayatta istediklerinizi verip veremeyeceğini iyi değerlendirebilir ve gerekli değişimleri uygulamak için gereken gücü içinizde bulabilirsiniz. Daha çok hayata! Hani devrim olacaktı Eski Persiad Başkanı Yazar Nazmi Gökçeli’nin “Hani Devrim olacaktı” adlı kitabının 2. baskısı Çivi Yazıların’dan çıktı. 1970’li yıllarda İstanbul’un bir mahallesinden hareketle, solun ve ülkenin bir siyasal portresinin çizildiği anı-roman’ın 1. baskısı 2005 yılında yapılmıştı. Gökçeli’nin “ Hani Devrim Olacaktı” adlı anı-romanını Perpa’da Merve Kırtasiye’den ( Perpa A Blok Kat: No: 836, 0212 222 33 03) edinebilirsiniz. Daha önce “Duvarlarda Kaldı” adıyla çıkan kitap basında oldukça ilgi gördü, Gökçeli’nin “ Hani Devrim Olacaktı” adlı kitabı için basında çıkan bir kaç örnek yorum:
“Okurkan ağlarsanız kendinizi tutmayın. Bilin ki, Mehmet’e, Yurdanur’a nasıl ağladıysanız bu kitaptaki kahramanlara da saygı duyarak ağlayacaksınız”. Çemberimde Gül Oya Dizi’nin İnternet Sitesi “ kanlı oyunlar ve hilelerle olu bir geçmişe gönderme yaparak, hala unutamadığımızoyılarınacısınıbizeyenidenanlatıyor.(…)romanı okurken sizinde uykunuz kaçıyor, keyfiniz bozuluyor. Ya pusuya düşüyor, yada ensenizde hissediyorsunuz soğuk namluyu.” Cumhuriyet Kitap, Sayı 759-2 2 Eylül 2004 “(..) İş çığırından çıkmış taraflar sanki cinnet geçirmiş gibi birbirine girmişti. Karanlık oyunların nasıl gerçekleştiğini gözlerönünesermesiaçısındandabelgeselniteliklibirkitap” Birgün Pazar 12 Eylül 2004 “bir dönemin devrim kavgasının, (…) sokak ortasında sıkılan kurşunların ve bir annenin çığlığının romanı” Özgür Politika 26 Eylül 2004 “Sevgilisini, Şişli’deki işyerine bırakacaktı. Ağabeyi olayı radyo haberlerinden öğrendi. Mustafa, (…)öldürülmüştü. Kız arkadaşı yanında mıydı, öğrenilemedi. Berat Günçıkan, Cumhuriyet Dergi Duvarlarda Kaldı, neredeyse unuttuğumuz yakın tarihimizi yeniden belleklerimizde canlandırması açısındanda önemlidir. (…) geçmişe hem de kanlı, oyunlar ve hilelerle dolu bir geçmişe gönderme yaparak hala unutamadığımız o yılların acısını bize yeniden anlatıyor. Duvarlarda Kaldı, bizi bir fotoğrafın içine çekerek başlıyor, o dönemin özellikleri parça parça sunuluyor. Romancımız, bu olayların hem tanığı hem de yazarıdır. O dönemin yaşamından verilen kesitlerle dönemin ruhunu yakalıyorsunuz. Yazlık sinemasından tutun, kadın erkek ilişkilerine, ihanetçisinden, yaşlı insanların olaylara karşı meraklı bakışlarına, ahlaki değerlerden, siyasi değerlere kadar birçok toplumsal olgular yansıtılıyor. Uykusuz geceler arttıkça romanı okurken sizin de uykunuz kaçıyor, keyfiniz bozuluyor. Ya pusuya düşüyorsunuz, ya da ensenizde hissediyorsunuz soğuk namluyu…Odönemin bir başka fotoğrafı:” Seksenyılının ilk haftaları…İstanbul sabahları kuru bir ayaza teslim oluyordu. Kömür, mazot, gaz fiyatlarının yüksekliğinden birçok aile kışı yakıtsız geçiriyor; parası olanlar da yakıt bulamıyorlardı..(…) Ne tuhaf ne anlaşılmaz bir olay bu: Ölen de öldüren de bu ülkenin iyiliği, güzelliği içinyapıyor bu işi.(…) Ocağı sönen, dağılan aileler, birbirinden koparılırken tabutların başlarından ayrılmayan sevgililer, anne, baba ve kardeşler… Roman, Mustafa’nın haince öldürülüşünün ardından, mezarı başında annesininsöylediği içli ve anlamlı cümlelerle bitiyor: Hiçbirinizi çocuklarımdan ayırmazdım. Hepiniz çocuklarımdınız. Nedir oğlum bubaşımıza gelenler?...Nedir?... Hani devrimolacaktı?.. Salih Aydemir, Cumhuriyet Kitap Kuraklığın yüzyılı Bilim insanları, küresel ısınmanın 2100’den itibaren Dünya’nın yarısına yakınında görülmemiş kuraklıklara yolaçacağını öngörüyor. Küresel ısınma Yerküre’nin birçok bölgesinde tarım faaliyetlerinin durmasına neden olacak. İngiltere’de iklim araştırmalarında uzmanlaşan Hadley Centre’ın hazırladığı araştırma, birçok bölgede tarımın yapılamaz hale gelmesinin insanları göçe zorlayacağını ve bu göçün insanlık tarihinde görülmüş en büyük yer değişimi olacağını öngörüyor. Uzmanlara göre, ülkeler ve uluslararası organizasyonlar, tarımsal üretimdeki düşüş, erozyon, gelir kaybı ve insan göçüyle mücadele etmede zorlanacak. Hadley Centre’ın hazırladığı ‘Modelling the Recent Evolution of Global Drought and Projections for the 21st Century’ (Küresel Kuraklıkta Son Gelişmeler ve 21’inci Yüzyıl için Varsayımlar) başlıklı rapor, The Journal of Hydrometeorology dergisinde yayımlanacak. Öngörüler, Had-ley Centre for Climate Prediction and Research kurumunda yapılan süperbilgisayar tahminlerine dayanıyor. KURAKLIK, AÇLIK VE ETNİK ÇATIŞMA Rapor, küresel ısınmanın özellikle gelişmekte olan ülkelerde tarım üretiminde ve içme suyunda ani düşüşe neden olacağını, bunun da ‘yüz milyonlarca insan için’ bulaşıcı hastalık riskini beraberinde getireceğini vurguluyor. Yağmurun azalması, birçok fakir ülkede hayvancılık için büyük önem taşıyan otlakların kurumasına da yol açacak. Otlakların kuruması, hayvanların ölmesine ve hayvancılıkla geçinen göçerlerin açlıkla karşı karşıya kalmasına neden olacak. Kimi yorumlara göre, kuraklık Afrika’da kabileler arasında çatışmaların da önünü açacak. Özellikle Etiyopya, Somali ve Tanzanya’da 11 milyon insan yeniden açlık riskiyle karşı karşıya kalacak. Bilim insanları kuraklık tahmini yaparken, küresel ısınmanın yağmur rejimine etkisini ve sıcaklığın artışını iki ayrı parametre olarak alıyor. Bu sayede küresel ısınmanın farklı etkilerinin birbirlerine bütünleşik etkisi hesaba katılıyor. Araştırmaya göre, aşırı kuraklığa maruz kalacak alan 2100 yılında şimdiki yüzde 3’ten yüzde 30’a çıkıyor. BUSH’UN EKONOMİK SAVI GERÇEĞİ YANSITMIYOR Küresel ısınmanın tehlikelerine dikkat çeken bir diğer rapor da Meksika’nın başkenti Meksiko’da yapılan bir küresel ısınma konferansında sunuldu. İngiliz hükümetine bilim danışmanlığı yapan Dünya Bankası eski Başekonomisti Nicholas Stern’in hazırladığı rapor, alternatif enerji türlerinin ekonomik olarak pratik hale gelmesi için araştırmalar yapılmasını savunuyor. Stern, küresel ısınmayı inkar eden ABD Başkanı George W. Bush’u da eleştirerek, ekonomik zorluklarından dolayı küresel ısınmadan kaçmanın gelecekte gelişmiş ülkelerde daha büyük zorluklar yaratacağı uyarısını yaptı. Nicholas Stern’in raporu, küresel ısınmanın fakir ülkelerdeki insanların olumsuz etkileyeceğinin artık bir bilimsel gerçek olarak kabul edilmesini öneriyor. Kimi tahminlere göre, Afrika’da tarım üretimi 2080’e kadar yüzde 12 oranında düşecek. EMİSYONU DÜŞÜRMENİN MALİYETİ 1 TRİLYON DOLAR Öte yandan, danışmanlık şirketi PricewaterhouseCoopers’ın hazırladığı rapor, küresel ısınma sebebi sera gazlarının salınımının azaltılma maliyetinin 1 trilyon dolar olacağını açıkladı. PricewaterhouseCoopers raporu da fosil bazlı yakıtların yerini alacak yeni kuşak çevre dostu enerjilerin geliştirilmesi gerektiğine vurgu yapıyor. PricewaterhouseCoopers, gelişmiş ülkelerin politikacılarının ve dev şirketlerin yöneticilerinin verdikleri sözlerle yaptıkları arasında tezat olduğunu da vurguluyor. B Blok Kat Malikleri kongresi yapıldıPerpa B Blok Kat Malikleri Kongresi Tek gündem maddesi ile toplandı. Plazalar ve otoparkların yapılabilmesi için gereken kararlar alındı. Kongrede bir konuşma ya-pan Perpa B Blok Başkanı Mithat Yümlü, “ Perpa’ya otopark, plaza ve otel yapılabilmesi için alt yapı tamam, plan tadilleri yapıldı. Seçimlerden sonra Büyükşehir Belediyesi ile paylaşım planı yapılacak, Perpa’ya yapılacak otoparklar bizim, plaza belediyenin olacak, Otel konusu net değil, üzerinde görüşmeler yürütülüyor.” dedi. Yümlü, “ Bu işlerin bugüne kadar çıkan masraflarını İstanbul Büyükşehir Belediyesi ödedi. Bundan dolayı biz bir masraf etmedik, fakat ileriki süreçte bazı harçlar için bize de ödeme çıkacak, bundan dolayı kasamızda paramız olması gerekir, bu sorunu çözmek için üyelerimizden metrekare başına 5.25 YTL talep ediyoruz, bu para avanstır, yoksa tam olarak ne kadar masraf çıkacağını bilemiyoruz. Hedefimiz, üyelerimizden hiç bir para talep etmeden, oteli satıp otoparkları ve plazaları yapmaktır” dedi. Mithat Yümlü, “ Bu hedefimizi gerçekleştirebilirsek kazançlı çıkacağız, en fazla bir ay içinde sonuçlandıracağız, yapılacak otoparklar B Blokun olacak ve yılda 3-4 milyon dolar gelir getirecek” dedi. Mithat Yümlü, “ Otoparklardan gelecek gelir B Blokun olacak, buda blokumuzun değerini artıracak, Bu konularda harcanacak rakam tahmini 40-50 milyon dolardır, Katlı otoparklar yapılınca yukarısı yeşil alan olacak, otoparklar alttan birbirine bağlanacak ve trafik yeniden düzenlenecek” dedi. |
|---|
| anasayfa |
|---|
|
|---|
| reklam ajansı |