Yaklaşık bir bucuk yıldır, Perpa’nın tanıtılması için; tanıtılırken de ülkemize ve insanımıza bir yararı olsun diye çeşitli etkinlikler düzenledik, çalışmalar yaptık. Bu çalışmalarımızı sağır sultanlar duydu da, hane içindekiler duymadılar veya duymamazlıktan geldiler.
Oysa hayat bir tren gibi durmaksızın ilerliyor. İlerleyen treni durdurmak elbetteki kolay olmuyor. Yetişmek isteyenlerin önemli bir enerji biriktirdikten sonra trene atlamaları gerekecek. Elbette ki atlarken de zamanlamayı iyi yapmak ve teknik bilmek gerekiyor.
Bir çoklarımızın farkına varmadan, bizler için alınan kararlar, yapılan proğramlar bir bakıyorsunuz uygulamaya giriveriyor. Sözünü ettiğimiz her gün yapılan zamlar, her ay ödenen vergiler ve her yıl ÖSS sınavları değil. Tartışmaları yıllar önceden yapılmış ve kabul edilmiş kararlardır.
Neden her konu aceleye getiriliyor? Toplumla paylaşılmıyor? Hep bir bilenlerin kararlarıyla işler yürütülüyor? 1950’lerden beri yaklaşık 40’ın üzerinde hükümet değişti, ama halkın istekleri pek değişmedi. Oysa kanunlarımıza göre (değişmeleri de düşünürsek) 10-15 hükümet ancak kurulmalıydı. Bütün bunlar unutulup gidiyor ve yeni hükümet arayışları gündeme geliyor. Eğer böyle bir ihtiyaç var ise sanırım en çok isteyenler de bu ülkenin sorunlarını en ağır şekilde ödeyenler olmalıdır değil mi? Oysa bedel ödeyenlerin böyle bir talebi hiç duyulmuyor. Peki neyin ve kimin erken seçimi oluyor?
Bu ülkenin sorunlarını yüklenmek isteyenlerin, bir kere olsun görev bilinciyle ve görevlerini bitirerek hareket etmelerini istemek hakkımızdır sanıyoruz. Ama artık haklı olmak yetmiyor. Hakkına sahip çıkmak gerekiyor. Meydanı boş bıraktık. Oysa meydanın boş bırakılmaya gelmediğini geçmiş bize öğretmiş olmalı. Bir kısım Perpalı hep eleştirel pozisyonda durarak bir şeşler yapmaya çalışıyor. Dışardan gazel okumak yetmez. Bir şeyler yapmak isteyen gelir elini taşın altına koyar. Taşı kaldırıp kaldıramayacağımız o zaman anlaşılır. “Taşı kaldıramıyorlar” eleştirisi o zaman haklı olur.
Önümüzde tartışmayla bile vakit kaybetmeyecek kadar sorun varken, sahici sorunlar ortada dururken, sahte sorunlarla 50 yıldır boğuşuyoruz.
Bunlardan biri de AB sorunu. Yani 50 yıl önce konuşulmuş ve kararı alınmış sorunlardan biri.
Tam 50 yıl gerekenler yapılmamış, bugünde yapılmaması için sahte gerekçeler öne sürülüyor. Ve ne kötüdür ki yine de kan üzerinden hesaplar yapılarak. Oysa tarihimizin bütün dönemlerinde kan var. Acaba bu konuları tarihimizin hangi döneminde işe kan karıştırmadan tartışabilirdik?
Konuları bütün çıplaklığıyla ortaya koyup tartışabilirsek, kendimizi daha iyi anlamış olacağız. Çünkü AB kriterlerinin hiç birisi insanımızın isteklerine rağmen ortaya konulmuş kriterler değildir. Yapılması gerekenlerin de AB istiyor diye yapılmasının bir gereği yoktur. A’ye girmemekle bebeklerimiz daha az ölecekse, çocuklarımız daha iyi eğitilecekse, hastalarımız hastane kuyruklarında beklemeyecekse, trafik sorunu çözülecek ve yaşam standardımız artacaksa hiç girmeyelim.
Ülkeyi yönetenler halkını mutlu etmek için mecliste oturmalılar, halkının mutluluğu için karar almalı, kanun çıkarmalılar. 50 yıldır alınan bütün kararlar, çıkarılan bütün kanunlar halkımızı mutlu etti mi etmedi mi? Etti ise diyeceğimiz yoktur. Etmedi ise oyalamanın, geciktirmenin halkımıza bir yararı olmadığı ortada. Halkın mutlu olup olmadığını bilmek için kahin olmaya da gerek yok.
AB, Azgelişmişlik, emperyalizme bağımlılık, etnik, bölgesel, çete, kayıtsız ekonomi, eğitim, sağlık, enflasyon ve aklımıza ne geliyorsa bütün bu sorunların çözümsüzlüğü ortada duruyor. Ve bunların çözülemez olduğuna inanacak kimse 20 yıl önce çok azdı. Ama bugün çözülemez olduğuna inananların sayısı artıyor. Bu sayının artmaması gerekiyor. Bir an önce, hemen kendimizden başlayarak ülke sorunlarını sahiplenmeli ve çözüm yollarını tartışmalı ve bulmalıyız. Giderek yüreklerdeki cevahir kararıyor, kulaklar sağırlaşıyor. Bunun arkasından hızlı bir değişim süreci yaşanabilir. Bu süreçte değişemeyenler geride kalacaktır.
Durumu ozanımız daha iyi anlatmış: “Yüreklerin kulakları sağır/ Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum? Koşun kurşun eritmeye çağırıyorum.”
Önümüzde birkaç aylık tatil dönemi başlıyor. Bu tatil döneminin sonunda iyi bir başlangıç olması hepimizin isteğidir sanıyorum.
Bu ülkenin bu durumu hak etmediğini Milli Takımımız gösterdi. Onların başarılarını kutluyor, tüm Perpalıların sevinçlerini paylaşıyor, örnek olmalarını diliyorum.
Nazmi Gökçeli / Perpa Sanayici ve İş Adamları Dernek Başkanı
Merhaba / Aydın Doruk
Merhaba
Elinizdeki yayınla 32 sayıdır çıkan Persiad Gündem Gazetesi son üç sayıda tamamen yenilenmiş olarak farklı bir ekiple yoluna devam ediyor.
İşe başlarken düşüncelerimiz Perpalılara farklı, okunabilir, pırıl pırıl ve pozitif düşünen bir medya sunmaktı. Üç sayıdır bir çok eksikliğimiz olmasına rağmen kısmen de olsa bunu başarabildiğimizi sanıyorum.
Perpa’nın bir çok sorunu olduğunu biliyoruz. Bu sorunların çözümünde gazetemiz aracılığıyla katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Amacımız sorunlarımızı yok saymak değil, pozitif yönde beraberce çözüm üretebilmektir.
Perpa’nın temel sorunun tanınmak ve alışveriş oranını artırmak oluğuna inanıyoruz. Perpa’yı hareketli bir alışveriş merkezine dönüştürmenin yollarını bulmalıyız. Perpa’da müşteri trafiğini ne kadar artırabilirsek sorunlanın da o kadar hafileyeceğini düşünüyoruz.
Bu amaçla, gündem gazetesi artık renkli ve kuşe kağıda basılıyor ve Perpa’ya ücretsiz dağıtıldığı gibi Perpa ile ilgili olabilecek diğer kuruluşlara da dağıtmaya çalışıyoruz. Bunun sonuçlarını hemen almaya başladık, Perpa’nın dışındaki çok önemli kuruluşlar perpayı büyük bir potansiyel olarak görüyor ve çeşitli reklamlarla Perpalıya ulaşıp bizlere yeni olanaklar yaratmaya çalışıyorlar. Perpa’nın büyük bir potansiyel taşıdığını dışarıdaki bir çok kuruluş biliyor. Bizlerin de artık bu durumun farkına vararak hareket etmemiz gerekir.
Evet sorunlarımız var ama aynı zamanda Perpalılar olarak çok önemli bir gücüz. Perpa’dan müşterilerimize ulaşmak diğer ticaret merkezlerine göre daha kolay. Müşterilerimizin de bize ulaşması her açıdan diğer ticaret merkezlerinden daha iyi.
Kablonet hizmetinin Perpa’ya gelmesi aslında bizler için çok büyük olanaklar yaratıyor. Eğer günümüzün internet çağından yeterince faydalanmaya çalışırsak bir çok yeni ticari olanaklar yaratmamız mümkün. Artık bizde 24 saat kesintisiz ve hızlı internet hizmeti alabiliyoruz.
Perpa yönetiminden aldığımız bilgilere göre yakında Perpa portalı da hizmete girecek. Perpa internet sitesinin düzgün bir şekilde çalışması bizlerin önüne yeni olanaklar koyacak. Örneğin bir mağaza düşünün. Dünyanın her caddesinden görülebilsin, ulaşılabilsin. Bu teknikleri değerlendirebilmek için bizim de mağazalar olarak altyapımızı geliştirmemiz gerekir. Mağazanızda bilgisayar yoksa almak, var ise onu daha işlevli ve pazara yönelik kulanmak için çaba harcamak gerekir. Biz Gündem Gazetesi olarak önümüzdeki sayılarda bilgisayarlarımızı daha işlevli kullanabilmek için çeşitli programların tanıtımına ve hayatımızı kolaylaştırıcı yönlerini anlatmaya özen göstereceğiz.
Hepimiz aynı gemideyiz, ülkemizin ekonomik durumu da belli. Geminin rotasında ve batmadan gidebilmesi için lütfen sorunlarmızı paylaşalım, yazalım. Gündem Gazetesi’ne önerilernizi, eleştirilerinizi bekliyoruz.
Katılın Değiştirelim!
Aydın Doruk
Perpalıların Dinlenecekleri Farklı Bir Mekan...
Uzun süreden bu yana Perpalılara hizmet veren Fast Food, şimdi yeni dekorasyonuyla Perpalılara hizmet vermeye başladı. Fast Food dört bölümden oluşan bir mekandı. Aynı çatı altında bulunmanın getirdiği avantajla İstanbul Restaurant olarak bir araya gelen restaurant sahipleri nezih bir yer olarak Perpalılara öğlen yemeklerinde iş yorgunluğunu üzerlerinden atacakları bir tasarım düşünmüşler. Güler yüzlü personeli, dev ekranlı televizyonu, şık tasarımıyla dikkatleri üzerinde toplayan İstanbul Restaurant, kendi alanında bir ilke de imza atmış durumda.
Birlikten kuvvet doğuran İstanbul Restaurant’ın diğer bir özelliği de 22.00 saatine kadar açık olması. İstanbul’un görkemli mazarasına sahip olan İstanbul Restaurant akşam saatlerinde Perpalılara farklı bir mekan oluşturmuş.
Dünyada ve Türkiye’de işletmelerin hızla birleştikleri bir süreçte, İstanbul Restaurant da bu birleşmelerin Perpa’daki örneğini oluşturuyor. Bu tür birlikler, kriz ekonomisinin yaşandığı şu günlerde, krizde batmak yerine daha güçlü yapılar doğuruyor. Hizmet kalitesinin artması ve de maliyetlerin düşmesi tüketiciye yeni olanaklar sağlıyor. Hizmetin ucuzlamasının da önünü açan bu birlikler, yarattığı olumlu havayla tüketicinin ilgi odağı durumuna geliyor.
Perpa için Yapılması Gerekenler / Deniz çağlar
Bildiğiniz gibi, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik bunalım, son zamanlarda toplumun değer yargılarının yozlaşmasına neden oldu. Bu sürecin sonunda var etmenin zorluğu yerine yok etmenin kolaylığını tercih eden bir kültürün ortaya çıkması, gerek ülke ekonomisinin çıkmaza girmesi, gerekse sosyolojik açıdan bozulmalarının önünü açtı. Son zamanlarda toplum hastalığı olan tedavisinin uzun zamanlar aldığı hırsızlık, yolsuzluk, fuhuş gibi hastalıklar baş göstermeye başladı. Toplum içinde ağır yaralan açan bu hastalığın önlemleri alınmadığı sürece, açılan bu yaraların maddi ve manevi sonuçlarının düzeltilmesi ülkemize büyük maliyetlere neden olacaktır.
Hırsızların kol gezdiği İstanbul sokaklarında gün geçmeden yüzlerce hırsızlık olayına görsel ve yazılı basından izlediğimiz, hatta birebir yaşadığımız olaylar can sıkıcı boyutlara ulaştı. Var etmenin zorluğu yerine yok etmenin kolaylığını seçen bir kültürün oluşmasından Perpa’da faaliyet yürüten işletmeler de payına düşeni alıyor ve almaya da devam edecek gibi görünüyor.
İstanbul’da artan hırsızlık olaylarından Perpa’nın payına düşenlerse oldukça komik ve bir o kadar da içler acısı. Çünkü, Perpa gün içinde yaklaşık 22.000 insanın giriş-çıkış yaptığı, günlük 10.000 araç trafiğine sahip bir mekan. 2500’e yakın işletmesiyle, (Bu rakamı kesin olarak vermeyi arzu ederdim, fakat bu konuda ortada düzgün hiç bir veri yok. Onun için ‘2500’e yakın’ ifadesini kullanıyorum.) sınırlı sayıda giriş-çıkış noktalarının bulunduğu, vardiya sistemiyle 100 güvenlik personelinin olduğu ‘balkanların en büyük ve monoblok’ bir binası Perpa. İçinde bulunduğumuz ticaret merkezinde bazı ‘münferit’ olayların tekerrür ettiği şu günlerde ilginç dükkan soygunları gerçekleşiyor.
Örneğin müşteri kılığında dolaşan ve de iş yaptırmak isteğini belirten ‘hırsız ekipleri’ oluşturulmuş durumda. Firmanızın giriş kapısının önünde bulunan masanızın üzerindeki kıymetli eşyanızı (cep telefonu, çanta vs.) boş bir anınızda bu hırsız ekipleri tarafından çaldırma durumuyla karşı karşıya kalabilirsiniz. Ya da bir sabah iş yerinize geldiğinizde bilgisayarlarınızın çalınma duruyla da karşılaşabilirsiniz. Bu örnekleri Perpa içinde yaşanılmış olaylara dayanarak veriyorum. Bu tür olayların önüne geçmek doğal olarak mümkün değil. Çünkü, ekonomik bunalımın sonucunda artan hırsızlık olaylarının Perpa’ya düşen payı bu örnekler. Dolayısıyla, bu tür hırsızlık olaylarının önüne geçmek, tabi ki ve öncelikli olarak ülke ekonomisindeki adaletsiz gelir dağılımının bir an önce düzelmesiyle mümkün. Bu düzelmeyi görebilmek herkesin ortak arzusu, fakat kısa vadede bu düzelmenin mümkün olmadığı önermesi kendisini ortaya koymaktadır. Amacımız yıkmak yerine yapıcı çözümler olmalı. Perpa’da 1998 yılından bu yana çalışan ve de iki rehber çalışmasına bizzat katılan birisi olarak, yönetimlerin acilen şu birimleri oluşturması gerekliliğini düşünüyorum.
Giriş-çıkışlarda ve koridorlarda kamera kontrol sistemleri oluşturulmalı
Sınırlı sayıda olan giriş-çıkış kapılarının (özellikle de otopark giriş-çıkışlarının) ve koridorların kamera kontrol sistemleriyle denetlenmesi gerekir. Bu gereklilik, hırsızlık gibi olaylarla karşılaşıldığında olayların aydınlatılmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca, kamera kontrol sistemlerinin caydırıcılık özelliği sayesinde bu tür düşünceler taşıyan insanları bir az da olsa engellemek. Bu alt yapının oluşturulması için Perpa’da faaliyet yürüten bir çok firma var. Bu firmalara şöyle bir çağrım olacak. Perpa’daki giriş-çıkış noktalarını tespit edip, Perpa ve Elektrokent yönetimlerine projeler sunabilirler. Perpa’nın güvenliği için yönetimlerin bu projelere destek vermesi ve gereken bütçenin ayrılması konusuna daha duyarlı yaklaşması doğru verilmiş bir karar olacaktır.
Kapsamlı bir veri tabanı oluşturulmalı
Yukarıda da belirttiğim gibi, Perpa’da iki rehber oluşturulması çalışmasında yer aldım. Karşılaştığım sorunların başında firma bilgilerinin yetersizliğiydi. Şöyle ki, Perpa’da ‘bazı firmalar’ hangi söktörde yer aldığı konusunda bilgi sahibi değil. Ortada şu ana kadar 4 adet Perpa rehberi ve ayrıca, internet kullanıcıları bilirler, Perpa’nın bir de ‘internet sitesi’ var. Bu kaynaklara bakıldığında her birinin kendi içinde farklı bir dili olduğunu göreceksiniz. Örneğin çıkan iki rehberde lokanta, restaurant, büfe gibi alanların hizmet sektörü altında alt başlık olarak gösterilmesi gerekirken, bu alan ‘ana sektör’ gibi kabul ediliyor. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Bu tür çelişkilerin oluşmaması için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın belirlediği sektör dağılımı dikkate alınmalıdır. Ayrıca, acilen kapsamlı bir anket düzenleyip, bilgilerin sürekli yenilendiği bir sistem oluşturulmalı. Sınırlı bir alan olan Perpa’nın firma sayısı, çalışanların sayısı, günlük, aylık, yıllık ticaret hacminin bilinmesi vb. konularda daha net bilgilere sahip olmak, gerek buraya gelmek isteyen işletmeler açısından güvenin sağlanması, gerekse ticaret merkezimizde faaliyet yürüten firmaların Perpa’nın tanıtımınına katkıda bulunması açısından önemli bir faaliyet gibi görünüyor. Bir de şeffaflık ilkesine dayanarak her Perpalının bu bilgilere ulaşmasının kolaylıkları sağlanmalıdır. Bu bilgilere ulaşmak için rehber, internet vb. araçlar oluşturumalı ve Perpa’nın da ticarette hak ettiği bir noktada yer alması sağlanmalıdır.
Deniz Çağlar / Grafiker
12. Kat sakinleri bunalıyor
Perpa 12’nci kattaki dükkanların en büyük sorunu dışarıya açılan pencerelerinin olmaması. Yaz sıcaklarının bastırdığı bugünlerde bu katta çalışmak gerçekten büyük bir sorun. Yeterince havalandırılamayan bürolarda oksijen sorunu yaşanıyor ve sıcaklığı düşürmek mümkün olmuyor.
Bu konuda Perpa ve Elekrokent yönetimlerinin ortak bir politikasının olmamasından dolayı bir çok firma özellikle Elekrokent tarafında kendi olanaklarıyla cam açmış durumda. Bu konuda 12’nci katta dükkan sahibi Orhan Kurt’un düşüncelerini aldık.
Gündem: Bu Kattaki sorunlarınız nelerdir.
Orhan Kurt: 12. kata taşınmadan önce Perpa yönetimiyle görüştüm; dış cepheye pencere açılacağı ve en geç mayıs ayında plan tadilatının biteceği söylenmişti.
Elektrokent’te pencerelerin açıldığı ve Perpa’da açılmaması için hiçbir neden olmayacağını düşünerek bu krizde iç tadilatına ve dekorasyona milyarlarca lira para harcadım ama nefes alamıyorum. Kendimi kafeste gibi hissediyorum.
İmar yasası ve son çıkan deprem yönetmeliğininde binaların yükünün azaltılması için değişiklikler yapıldığını biliyoruz. Perpa yönetiminin bu konuda kat maliklerine yardımcı olması ve bir an önce çözüm üretmesini bekliyoruz