Yaz sıcaklarının bastırdığı şu günlerde vücudumuzda yoğunlaşan halsizlik, yorgunluk ve isteksizlik işlerimizi de aksatmamıza neden olabiliyor.
Bütün sene çalıştınız ve hak ettiğiniz tatil için tam zamanı fakat tatil için ayırdığınız zamana daha 10 gün var ve de içinizden hiç bir şey yapmak gelmiyor öyle bilgisayarın karşısındasınız işleriniz birikmiş ya da iş görüşmesi yapmak istemiyorsunuz hemen bilgisayarınızda ya da internette var olan oyunlara dalıyorsunuz ya da arkadaşlarınızla sohbet halindesiniz. Zamanın çok çabuk geçmesini kendinizi kızgın kumlardan serin sulara bırakmak için sabırsızlanıyorsunuz.
İşletmenizin bundan dolayı kaybettiği iş gücünü hesaba katmadığınız için içiniz rahat bir şekilde zamanınızı boşa harcıyorsunuz.
Aslında şuanda işletmenizin diğer rakiplerine fark atmasının tam zamanı; Eğer bu isteksizliğin üstesinden gelebilirseniz firmanıza yapacağınız katkılar hem pozisyonunuzu güçlendirecek hem de firmanıza güç katacaktır.
Motivasyonunuzu yüksek tutun!
Motivasyonu sağlayabilmek için öncelikle motivasyonun önündeki engellerin kaldırılması gerekir.
Bu engeller;
Çalışmaya Başlayamamak
Neden çalışmanız gerektiğini düşünün,
Hedef tespiti yapın,
Çalışacağınız konunun sevebileceğiniz bölümlerini düşünün.
Çalışmayı Sevmemek
Hedefinizi parçalara bölün,
Hedefinize ulaştığınızı hayal edin,
Grup çalışması yapmayı deneyin
Çalışmayı ihtiyaç olarak görün,
Mazeret üretmeyin,
Elinizdeki imkânları değerlendirin,
Yapmanız gerekenleri ertelemeyin.
Hayata olumlu bakın, (Her şey düşüncede başlar.)
Başka Şeyler Yapmayı İstemek
Bu durum çalışmaktan verim alamamaktan kaynaklanır. Plansızlık ve bahanelere takılıp kalmak da bu sorunu oluşturur.
"Çalışma uçup gidebilen bir alışkanlıktır; bırakması kolay, yeniden başlaması zor bir alışkanlık." Victor HUGO
Ömer Özgül / PERPA BİLGİ İŞLEM MD.
omer@perpa.com.tr
"Sevgi Emektir"

Dünyaca ünlü Kırgız Yazar Cengiz Aytmatov, böbrek yetmezliği sonucu tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Aytmatov, bir Rus televizyon kanalının belgesel çekimleri için gittiği Tataristan'ın başkenti Kazan'da 16 Mayıs'ta ani böbrek rahatsızlığı geçirmesi üzerine hastaneye kaldırılmıştı. 79 yaşındaki yazar, 18 Mayıs'ta ambulans uçakla Almanya'ya nakledilmişti.
Yazar Aytmatov, Kırgızistan'daki Talas eyaletinin Şeker köyünde 12 Aralık 1928 yılında dünyaya gelmişti. Kırgızistan'da 2008 yılı, Cengiz Aytmatov yılı ilan edilmişti. Ünlü yazar aynı zamanda Türkan Şoray ve Kadir İnanır'ın başrollerini oynadıkları "Selvi Boylum Alm Yazmalım" fiminin de yazarıydı.
Hayatı ve eserleri
Cengiz Aytmatov, 1928 yılında Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'e bağlı Talas vadisinde yer alan Şeker Köyü'nde doğar. Babası Törekul Aytmatov, annesi Nagima Hamzayevna Aytmatova'dır. Memur olan babası 1937 yılında Stalin'in temizlik harekatının kurbanları arasındadır. Annesi çeşitli memuriyetlerde bulunmuş bir kadındır. Dört çocuğunu kendi başına büyütmek durumunda kalmıştır. Cengiz Aytmatov ilkokula kendi köyünde gider. Babaannesi Ayıkman Hanım, etrafında saygı gören bilge bir kadındır. Torunu Aytmatov'u ninniler, masallar, efsanelerle besler.
İkinci Dünya savaşının yokluk yıllarını babasız geçiren Aytmatov, çocuk yaşından itibaren çalışmaya başlar. Ondört yaşında Şeker Köyü'nde köy sovyeti kolhozu sekreterliğine getirilir. Bir yıl da vergi memuru olarak çalışır. 1946 yılında Kazakistan'ın Cambul şehrinde veteriner teknik okuluna gider. Bu okul bitince, 1948'de Kırgızistan tarım enstitüsüne devam eder. 1953'de buradan veteriner olarak mezun olur.
Aytmatov'un ilk eseri, 1952 yılında Pravda Gazetesi'nde yayınlanan Gazeteci Cyuda'dır. Bu hikayeyi, 1957 yılında yayımlanan Yüzyüze takip eder. 1956-58 yılları arasında Moskova'da Gorki Edebiyat Enstitüsü'ne devam eden yazarın Cemile adlı hikayesi 1958 yılında Novy Mir (Yeni Dünya) dergisinde yayınlanır. Aragon bu hikayeye yazdığı önsözde Cemile hikayesi için "dünyanın en güzel aşk hikayesi" ifadesini kullanır.
Aytmatov, 1958 yılında Moskova Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne girer. Aynı yılın sonunda Sovyet Komünist Partisine ve Yazarlar Birliğine kabul edilir. Bu tarihten sonra hem Kırgız hem de Rus yazarlar arasında yerini pekiştirir. Bu yıllarda beş yıl boyunca Pravda'nın Orta Asya muhabirliğini yapmıştır. Aytmatov 1963 yılında, İlk Öğretmen, Deve Gözü, Cemile ve Selvi Boylum Al Yazmalım adlı hikayelerinden oluşan Steplerden ve Dağlardan Hikayeler adlı kitabıyla Lenin Edebiyat Ödülü'nü kazanır. 1959-67 yılları arasında Novy Mir'in editörlüğünü yapar. 1968'de Büyük Sovyet Edebiyat Ödülü'nü kazanır. Aynı yıl Kırgızistan milli yazarı seçilir.
Cengiz Aytmatov bu yıllarda hikayecilikten roman yazarlığına doğru kayar. İlk romanı Toprak Ana 1963'de yayınlanır. Aynı yıl Elveda Gülsarı'yı kaleme alan Aytmatov, daha sonraki yıllarda çeşitli yayın organlarında hikayelerini yayınlatmaya devam eder. 1964'de yayınlanan Kızıl Elma ve 1969'da yayınlanan Oğulla Buluşma hikayelerinden sonra, yazar 1970'de edebiyat aleminde yankı bulan Beyaz Gemi romanını neşreder. Daha sonra 1972'de Asker Çocuğu hikayesini, 1975'de Kazak yazar Kaltay Muhammedcanov'la birlikte Fuji-Yama adlı tiyatro eserini, 1976'da Sultanmurat, 1977'de Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek hikayelerini neşreder. 1980 yılında kaleme aldığı Gün Uzar Yüzyıl Olur romanı yazarın edebiyat hayatında izlediği yol bakımından önemlidir.
Aytmatov, 1986 yılında neşredilen Dişi Kurdun Rüyaları isimli romanıyla, yazarlık seyrini mahalli olandan evrensel olana taşımıştır.
Aytmatov 1990'da yayınlanan Beyaz Yağmur ve Yıldırım Sesli Manasçı hikayelerinden sonra, aynı yıl Cengiz Han'a Küsen Bulut'u yayınlar.
Aytmatov, başarılı bir edebiyatçı olması yüzünden devletten itibar görmüş, devletin çeşitli birimlerinde görev almıştır. 1978 tarihinde Yüksek Sovyet Prezidium'u tarafından Sosyalist İşçi Kahramanı olarak ödüllendirilir. 1983 yılında Büyük Sovyet Edebiyat Ödülü'nü ikinci kez kazanır.
ESERLERİ:
?Zorlu Geçit ?Yüzyüze ?Cemile
?İlk Öğretmenim ?Dağlar ve Steplerden Masallar ?Elveda, Gülsarı!
?Beyaz Gemi ?Selvi Boylum Al Yazmalım ?Fuji-Yama ?Gün Olur Asra Bedel ?Dişi kurdun Rüyaları
?Toprak Ana ?Cengiz Han'a Küsen Bulut ?Çocukluğum ?Kırmızı Elma
?Dağlar Devrildiğinde
Suyuma Dokunma
Çok sayıda sivil toplum örgütü bir araya gelerek, 'Suyuma dokunma' kampanyası başlattı. Kampanya kapsamında, önümüzdeki yıl mart ayında İstanbul'da çeşitli devlet yönetimleri ve özel şirketlerce yönlendirilen '5. Dünya Su Forumu'na karşı, 'Alternatif Su Forumu' düzenlenecek. Kampanyayı yürüten kuruluşlar, ucuz ve temiz su kullanımının insanların en doğal hakkı olduğunu vurgulayarak, suyu kar amacıyla değerlendirmeye çalışan girişimlere karşı sesini yükseltecek.
'SU ÖZELLEŞTİRİLEMEZ'
Kampanya kapsamında yapılan açıklamada, "Sosyal hareketlerin dışlandığı 'Dünya Su Forum'unun önemli gündemlerinden biri, Türkiye'deki su kaynaklarının özelleştirmeye açılması olacak" deniliyor. Suyun bütün insanların ortak kamusal mülkiyeti olduğunun vurgulandığı açıklamada, "Tüm ekosistemlerin vazgeçilmez kaynağı ve temel ihtiyacı olan suyu kimse özel mülkiyet olarak kullanamaz. Her insan suya, özelde içme suyuna yeterli nitelik ve nicelikte erişim hakkına sahip olmalıdır" ifadesi yer alıyor.
'DAYANIŞMA SAĞLANMALI'
Suyun toplumlar, insanlar, cinsiyetler ve ülkeler arası dayanışmanın gelişmesine katkıda bulunması gerektiğinin belirtildiği açıklamada şunlar kaydediliyor: "Su kaynaklarının yönetimi ve kullanımı, toplumsal eşitlikle çevresel ihtiyaçları gözeterek sürdürebilir şekilde planlanıp uygulanmalı. Kullanılırlık ve sorumluluk temeline bağlı olarak suyun finansal sorumluluğu hem bireysel hem de kamusal olmalı. Suyun her insanın temel ihtiyacını karşılayacak şekilde sağlanması bir toplumsal anlaşma olarak ele alınmalı. Su kaynaklarıyla alınacak kararlar demokratik yönteme dayanarak alınmalı, yerel ve bölgesel düzeydeki topluluklar ve insanlar özellikle bu sürece aktif şekilde dahil edilmeli."
'ÇEVRECİ POLİTİKALAR OLUŞTURULMALI'
Türkiye'de bugüne kadar doğal kaynakların sonuna kadar tüketilmesine dayalı, çevreyi gözetmeyen bir kalkınmacı anlayışın var olduğunun belirtildiği açıklamada şöyle deniyor: "Söz konusu anlayış terk edilmeli, baraj projeleri bu eksende yeniden gözden geçirilmeli. Suyun ve doğal kaynakların özelleştirilmesi fikrinden vazgeçilmeli, su uluslararası hegemonyanın bir aracı olarak görülmemeli. Küresel ısınmaya bağlı su ve gıda krizinden kaynaklanan zararlar karşılanmalı, karbon emisyonunu azaltıcı politikalar derhal hayata geçirilmeli."

Milli Takıma Hep Destek, Tam Destek
Mitar Hırdavat ve Entek Pnömatik'ten
herkese döner
Milli Takımımızın Euro 2008 'deki başarılarının üzerine Harekete geçen Mitar Hırdavat A.Ş. ve Entek Pnömatik bütün Perpalılara döner ikram ettiler.
Çek maçından sonra Perpalılara kurabiye ve kola ikram eden Mitar Hırdavat A.Ş.'nin sahibi İzzet Taragano, Milli Takımımızın çeyrek finali geçmesinden sonra bütün Perpa'ya döner ısmarlama sözü vermişti. Hırvatistan maçından sonra Perpa 11. katta döner tezgahı kurularak Perpalılara Entek ve Mitar Hırdavat tarafından döner ikram edildi. "Milli Takıma Hep Destek, Tam destek" pankartlarının asıldığı 11. kat Milli Takımın marşlarıyla festival havasına döndü.
|
|

İETT'nin İstanbul'un ana arterlerindeki trafik yoğunluğunu azaltmak, hızlı ve konoforlu ulaşım sağlamak amacıyla işletmeye aldığı Metrobus sistemi ilk olarak Topkapı-Avcılar hattında hizmete başladı. Yapımına 2007 yılı başında başlanan 18,3 kilometrelik hat, sekiz ay gibi kısa sürede bitirilerek 17 Eylül 2007'de açıldı.
Daha önce 67 dakikada alınan Topkapı-Avcılar arasını sadece 22 dakikaya indiren Metrobus sistemi; Avrupa yakasında Beylikdüzü'ne, Anadolu yakasında ise Kozyatağı'na kadar uzatılacak. Beylikdüzü-Kozyatağı arasındaki 54 kilometrelik mesafeyi 80 dakikaya indirecek Projenin Zincirlikuyu ayağı Eylül ayında (2008) bitirilecek.
Avcılar-Topkapı Metrobus hattının İstanbullularca büyük memnuniyetle karşılanması ve işletmecilik açısından olumlu sonuçlar doğurmasıyla sistemin İstanbul'un diğer yoğun akslarında uygulanabilirliği gündeme geldi. Mevcut sistemin Beylikdüzü-Kozyatağı şeklinde tamamlanmasına ek olarak yeni hatlar planlandı. Bu hatlar;
· Aksaray-Milliyet Sitesi
· Beşiktaş-Levent
· Bostancı-Söğütlüçeşme
· Edirnekapı-Vezneciler
· Kozyatağı-Tuzla arasında işletmeye alınacak.
Dünyanın değişik metropollerinde benzer uygulamaları bulunan Metrobus sisteminin olmazsa olmaz üç parametresi vardır:
1. Hızlı ulaşım (30 saniye sefer aralığı)
2. Yüksek nüfus yoğunluğu olan metropol
3. Çevreye duyarlı alternatif ulaşım modlarıyla entegrasyon ve konfor
Diğer ekspres yollara göre yüksek gelişme potansiyeli sergileyen, yatırım ve işletme maliyeti diğer raylı sistemlere oranla oldukça düşük olan ve kurulumu çok daha kısa sürede tamamlanan Metrobus sistemi, en başta seyahat süresini kısaltarak yolculara zamandan tasarruf sağlıyor. Araçların kendine ait yolda ilerlemesi dolayısıyla kaza oranı ve riski azalıyor. Sistemde çalışan yüksek teknolojili araçlar, güvenlik ve konforu artırıyor. Çevreci motorları sayesinde emisyon oranları büyük oranda düşüyor ve hibrit motor yüzde 40'a varan oranda yakıt tasarrufu sağlıyor. Durağa sıfır yanaşma özelliği, engelli yolcuların seyahatlerini kolaylaştırıyor.
Fay çatırdıyor
Deprem profesöründen çarpıcı açıklama: "Kurşun namluya verildi, tetiğin çekilmesi bekleniyor"
Beklenen Marmara depremiyle ilgili konuşan Prof. Görür "Marmara fayı 1999 yılında tetiklendi. 220 yılda birikmesi gereken enerji 55 saniyede yüklendi. Kurşun namluya verildi ve tetiğin çekilmesi bekleniyor" dedi.
"Beklenen Marmara Depremi" konulu bir konferans veren İTÜ Maden Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, Marmara fayının bugün, yarın, yakın bir zamanda büyük bir deprem üreteceğini söyledi. Marmara'daki fayı incelemek için 1 ay boyunca her gün "Nautile" adlı denizaltıyla bin metreden fazla derinliğe inerek araştırma yaptıklarını anlatan Görür, bu çalışmada elde ettikleri bilgileri yazdığı "Fay'a Seyahat" kitabında, halkın anlayacağı bir dille ifade ettiğini anlattı.
Araştırmaya göre "Marmara'nın tabanında canlı bir fay sistemi olduğunu, bu fayın bugün, yarın veya öbür gün büyük bir deprem üreteceğini" dile getiren Görür, şöyle devam etti:
Marmara'nın altı çatırdıyor
"Hiç kendinizi kandırmayın. Bu fay daha önce de deprem üretmiştir. İstanbul defalarca yıkılmıştır. Tarihi eserler de yıkılmış tekrar tekrar yapılmıştır. Osmanlı padişahlarına şehri terk ettirecek, 'küçük kıyamet' diye nitelendirilen depremler olmuştur."
Fay boyunca gaz ve su çıkışlarının olduğunu, bunun da fayın canlı olduğunu gösterdiğini dile getiren Prof. Dr. Görür, "Marmara'nın altındaki fay 1999 yılında tetiklenmiştir. 1999'-da meydana gelen depremle 220 yılda birikmesi gereken enerji 55 saniyede Marmara'ya yüklenmiştir. Kurşun namluya verilmiştir. Tetiğin çekilmesini bekliyor. 1999 Gölcük depremi, Marmara bölgesini topun ağzına getirdi. Önümüzdeki 30 sene içerisinde her an bu olabilir denildi. Şimdi Marmara'nın altındaki fay çatırdıyor. Şanslıyız 9 yıl bir şey olmadı. Şanssızız çünkü bu 9 yılda yöneticilerimiz gerekli önlemleri almadı."
Her Türk 8 bin YTL borçla doğuyor
Bağımsız Sağlık-Sen Genel Başkanı Mehmet Bayraktar, 2002 yılı sonunda her bebeğin 5 bin 15 YTL borçla doğduğunu, bu rakamın 8 bin 39 YTL'ye yükseldiğini savundu. Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, Kasım 2002'de 349 milyar YTL olan iç ve dış toplam borç stokunun, 6 yıla yakın süre içerisinde yüzde 60 oranında artarak 567,5 milyar YTL'ye ulaşmasını "ürkütücü bir gelişme" olarak nitelendirdi. "2002 yılı sonunda her bebek 5 bin 15 YTL borçla doğarken, bu rakam 8 bin 39 YTL'ye yükseldi" diyen Bayraktar, göstergelerin "ekonominin iyiye gittiği söyleminin tersine olduğunu" ifade etti.
Sigorta sektöründe yeni gelişmeler
Sigorta sektörünün ülkemizin gelişmesinde ekonomiye fon yaratmadaki işlevinin gittikçe arttığını düşünürsek, acenteler yönetmeliğinin, acentelerin bu fonun yaratılmasındaki önemi daha da öne çıkmaktadır.
Acenteliğin bir meslek haline gelmesi ve kurumsallaşmasındaki en önemli etken, yasa ve yönetmeliklerin günün şartlarına ve ileriye ışık tutacak bir şekilde olmasındadır. Bu bağlamda oluşturulan yönetmelik acenteler açısından çok önemli ve sigorta sektörünün kurumsallaşmasında olumlu yönleri mevcuttur.
Sigorta acenteliğinin kurulmasında getirilen koşullar; bu işi meslek olarak yapmak isteyen acentelere nitelikli personel kazandırarak istihdamı arttırdığı gibi pazarlamaya yönelik çalışmalarla prim üretimini tetikleyerek ekonomiye de işlev kazandıracaktır. Acenteliğin mesleki eğitimi sigortalıların da acentelere olan güvenini artıracağı aşikardır.
Acenteler sigorta şirketleriyle sigortalılar arasında aracılık yapan kurumlar olduklarından dolayı sermayeleriyle değil, daha çok mesleki bilgi, tecrübe ve deneyimleriyle aracılık yaparlar. Burada önemli olan acentenin eğitimi ve güvenilirliğidir.
Eğitim şartı sigorta acenteliğini meslek olarak yapmayı amaçlayan acenteler için doğru olduğu kadar, aynı zamanda sigortacılığın ülkemizde gelişmesi açısından da bir gerekliliktir. Fakat acentelik yönetmeliğinde yer alan teknik personel için iki yıllık aktüerya, pazarlama, risk yönetimi veya sigortacılıkla ilgili yüksek okul şartı aranmaktadır. Bunun kıstasının bugün için nasıl olacağı belirsizdir. Bugünkü eğitim sistemimizde gerek lise düzeyi ve gerekse üniversite düzeyindeki eğitim kurumlarında ilgili bölümler yok denecek kadar azdır. Üniversitelerde sigortacılıkla ilgili bölümler yaygınlaştırılmadıkça 15.000 in üzerinde bulunan acente sayısını dikkate aldığımızda bugün için karmaşa doğuracağı ortadır. Üniversitelerde ön lisans ve lisans düzeyinde sigortacılık bölümleri yaygınlaştıkça uzun vadede sektöre çok olumlu etkileri olacağı gibi aynı zamanda sigortalılar açısından da acentelere olan güvenin artacağı kesindir.
Sigorta sözleşmesi bir mal ve alım satım sözleşmesi değildir. Bir risk paylaşımı olduğundan içeriğinde hukuk, mühendislik, sağlık, aktüerya gibi bilimsel mevzuatları içermektedir. Dolayısıyla levha kaydının TOBB nezdinde tutulması yerine acentelerin kendi bünyesinde oluşturacakları (Türk Tabipler Birliği - Türkiye Mühendis Mimar Odaları Birliği- Mali Müşavirler Odası Birliği- vb gibi) bir oda altında oluşturmaları ve faaliyet göstermeleri mesleki kazanım ve sektörün gelişmesi açısından çok daha olumlu olacaktır.
Bugün TOBB nezdinde tutulan levha kaydının yıl sonuna uzaması ve yeni kurulacak olan acenteliklerin kuruluşundaki belirsizlik olumsuz bir durum olarak görülmektedir. İleride Sigorta Acenteliğinin Meslek Odasına dönüştürülmesi konusunda alt yapı oluşturulması anlamında TOBB bünyesindeki oda kayıtları yetersiz olsa da sektörümüzün yarınları için olumlu bir adım olarak değerlendirebiliriz.
Perpa Futbol Turnuvası Sonuçlandı

Perpa'da her yıl, Perpa Beşiktaşlılar Derneği tarafından düzenlenen "Geleneksel Halı Saha Futbol Turnuvası" sonuçlandı.
Perpa'da bulunan işyerleri ile Perpa'ya komşu işyerlerinin katıldığı turnuvada her yıl olduğu gibi bu yıl da heyecanlı anlar yaşandı.
16 Takımın katıldığı turnuva Halil Rıfat Paşa Spor Klübü halı sahasında yapıldı. Turnuva sonunda Nursan birinci, Vakıfbank ikinci, Telepati'de üçüncü oldular. Bu yıl centilmenlik kupasıda Peugeot Parlar'a verildi.
Turnuva birincisi Nursan'a Kupasını Perpa BJK Onursal Başkanı Ahmet Gencer verdi.
Sigara yasağı
Türkiye'de 19 Mayıs itibariyle yürürlüğe giren sigara yasağı, yurt dışında da dikkat çekti. İngiliz The Guardian gazetesi, sigara yasağının "Milyonlarca Türkler için çok büyük bir kültürel şok olacağını belirterek, "Türkiye'nin sigara tiryakileri ülkesi imajı yok olmaya mahkum" yorumunu yaptı.
The Guardian gazetesi, "İsteksiz Türkler, sigara yasağına hazırlanıyor" başlıklı haberinde, "On yıllarca, Türkiye'deki barları, lokantaları ve işyerlerini dolduran sigara dumanı, camileri ve tarihi yapıtlarının nefis mimarisi kadar ülkenin kültürel manzarasının önemli bir özelliği oldu" yorumunu yaptı.
"Ancak artık Türkiye halka açık yerlerde sigara tamamen yasaklanması yolundaki uluslararası üslubu izlemeye hazırlanırken sigara tiryakileri ülkesi olarak imajı yok olmaya mahkum gibi" diye yazan gazete, sigara yasağının "Cezası olmadan nerede olursa olsun sigara yakmaya alışık olan milyonlarca Türk için kültürel şok olacak" görüşünü dile getirdi.
"Çocukların Yüzde 11.7'Si Sigara Kullanıyor"
Türkiye'nin 70 milyonluk nüfusunun 25 milyonu civarında sigara kullandığına, bunların arasında yetişkin erkeklerin yüzde 60'ı ve çocukların yüzde 11.7'sininin bulunduğuna dikkat çeken gazete, Türkiye'de geçen yıl 115 milyon sigara tüketildiğini, çok sigara satılmasında ucuz Türk markalarının da etkili olduğunu öne sürdü.
Sigaranın yılda 150 bin Türk'ü öldürdüğü savına da yer veren gazete, "Yeni yasa, sigara kullanmayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın desteğine sahip" diye yazdı.
The Guardian, yasağın çok kısa sürede ülkede bir transformasyona yol açması beklenmediğini belirterek bar ve lokantaları için yasağın ancak gelecek yıl Haziran ayında yürürlüğe gireceğine de işaret etti.
Avrupa Birliği'ne İrlanda darbesi
Avrupa Birliği'nin (AB) korktuğu başına geldi ve İrlanda 2001'de Nice Antlaşması için düzenlenen referandumun ardından bir kez daha kurumun işleyişi açısından son derece önemli olan bir belgeyi yüzde 46.6'ya karşı yüzde 53.4'le reddetti.
2005'te Fransa ve Hollanda'nın Avrupa Anayasası'nı kabul etmemesinin yarattığı kriz havasını yeni dağıtan AB, İrlanda'nın Lizbon Antlaşması'nı çöpe atmasının ardından yeni bir krize doğru yelken açmış durumda. AB'nin, "bir şekilde bu sorunun da üstesinden geleceği" yorumları yapılsa da Brüksel'de herkes sürecin sancılı olacağı konusunda hemfikir.
İrlanda'nın "hayır"ı, üye ülkeler arasında uzun süren pazarlıklar sonucunda ortaya çıkan antlaşmanın kadük olması anlamına geliyor. Belge, şu ana kadar 27 üyenin 18'i tarafından onaylanmış olsa da AB kuralları, üye ülkelerden birinin onay vermediği bir belgenin yürürlüğe girmesine izin vermiyor. Ancak bu "hayır" diğer ülkelerin onay sürecini tamamlamalarının önünde bir engel oluşturmuyor.
|